Gecenlerde ablamla yazlikta oturdugumuz bir aksam konu donup dolasip yine sana geldi.
Mesela dedim simdi elimdeki cay bardagini yere atip kirmak, sonra da deliler gibi tepinmek istiyorum. O da sen de az degilsin bana soyluyorsun ama senin de kafandan sacma sapan seyler geciyormus dedi.
Hakli, benim kafamdan gecenler muhtemelen onunkinden gecenlerden daha tehlikeli.
Cok uzun suredir film kareleri var hayatimda, hani kahramanimiz karsisindakiyle konusurken onun kafasini patlattigini gorur ama aslinda sakince dinlemektedir ya, aynen oyle kareler.
Mesela hayalimde salincakta basasagi sallaniyorum, kafam yere surtup duruyor. Is yerinde oturmus calisirken bir anda telefonu firlatip, butun masayi deviriyorum. Alisveris merkezinde baba diye aglayan cocuk gordugumde, tutup onu deliler gibi sallamak istiyorum. Karsima gecip acimayla karisik bakan herkese git basimdan demek ya da cok onemsiz sorunlarini anlatanlara bir tokat atip, hayattaki en onemli sey senin sacmaligin diye bagirmak istiyorum. Her gece sabahlara kadar icip icip dagitsaydim mesela, cok kolay olurdu oylesi. Evde, iste, sokakta teror estirebilirdim kimin ne diyecegini umursamadan.
Zamanla donusecek diyorlar ya (bu da ayri bir konu, gecmeyecek donusecek) ben uyuyayim, uyanayim donusmus olsun istiyorum, kac yil uyumam gerektigi onemsiz. 5 yilsa bu, 5 yil sonra baslarim ben? Hayattaki hersey devam etmis olsun o da sorun degil.
Bunlari yapmami engelleyen oto kontrolum olmasa (ki bugune kadar baska konularda da bir cok seyi yapmami engellemistir) coktan bir hastaneye yatirilmistim bence. Gerci akil sagligimi koruma yetkilime boyle seylerden bahsettigimde normal diyor, hissettigimin bu kadar normal olmasina deliriyorum bu sefer de.
Kafamdan bunlar gecerken ben sakince gulup, cayimi yudumlamaya devam ediyor ve surekli icimden tekrar ediyorum: Bunlar cok normal Gizemcim, zamanla donusecek.
Bilmiyorlar ki zamanla donusen sadece duygular degil, biziz; benim. Bir daha hic bir zaman 2 yil onceki Gizem olmayacagim. Birak 2 yili, 1ay onceki Gizem bile olamayacagim. Bir daha hic o kadar huzurlu, mutlu ve guvende hissetmeyecegim kendimi. Evet yine huzurlu, mutlu ve guvende olurum ama o da donusmus olacak.
Sen gittiginden beri icimdeki medcezirler degme okyanuslara tas cikartir. Tsunamiler yasiyorum sanki. Kendimi alip alip uzaklara goturup, gunler sonra kiyiya geri puskurtuyorum.
Aklimin aldigini gonlum, gonlumun aldigini aklim almiyor. Bazen ne aklim ne gonlum kaliyor ortalikta, kocaman bir bosluk oluyorum. Su bulundugumuz evrenden daha buyuk bir bosluk.
Bir gun iyi kalkiyorsam yataktan haftada, geri kalan 6 gun kotu kalkiyorum; cunku zaten haftada en fazla 1 gun iyi bir sekilde uykuya daliyorum. Geri kalan gunler uyumaya calismakla geciyor. Mesela ben kendimi bildim bileli her gece hayal kurarak uykuya dalardim. Aptal asik hayalleri de olurdu icinde, isle ilgili guzel gelismeler de, hayatimda hic gormedigim ulkelerde gezindigim de. Hayatimin en buyuk hayalkirikligini yasadigim o gunden sonra hayal de kuramiyorum. Yatakta dort donup, artik bir noktada yorgunluktan baygin dusup oyle uyuyorum.
Icimde kimseden cikartamadigim bir hirsim var, kimseden cikartmaya da ugrasmiyorum. Muhatabi yok, nedeni yok cunku. Sadece bazen herkes hayatina devam ediyormus ve ben yerimde sayiyormusum gibi geliyor; dahasi bugunlerin gececegine olan inancim her biten gunle beraber guclenecegine, azaliyor.
Yine de oyle olmadigini biliyorum, herkesin kendi derdinin oldugunu, atesin dustugu yeri yaktigini bilecek kadar buyudum bu hayatta. Evet bazilari onemsenmeyecek kadar kucuk ya da onemsenmemeli ama insaniz, onemsiyoruz (belki de en buyuk hatayi burada yapiyoruz, zerre onemsemememiz gerekenleri onemseyerek). Gunumuzde zaten hayatimiz gosterdigimiz kadar, derdimizi anlatmayi da beceremiyoruz, nasil gidiyor diye soranlara da gulluk gulistanlik deyip geciyoruz.
Gittiginden beri hic bir seye karsi bir heyecan duymuyorum. Bir suru sey aliyorum, bir suru yer geziyorum, yapana kadar cok guzel olacagini dusunuyorum ama yaparken aslinda dusundugum gibi beni mutlu etmedigini farkediyorum. Kacma istegi icimde surekli ama nereye kacarsam kacayim ondan kacamiyorum, bir ondan bir yalnizliktan. Cok yalnizim be Atam diye aglayan Kadir İnanir’dan daha yalniz hissediyorum kendimi… Nereye gidersem baska bir yerde olmak istiyorum.
Tum bunlari sakince icimde yasamaktansa olumune yoruluyorum.
Ne zaman boyle hisssetsem yeni film kareleri gozumun onune geliyor. Soguk bir kis gunu bir kadeh raki dolduruyorum kendime, sonra hirkami atip omuzlarima balkona cikiyorum. Bir elimde rakim diger elimde sigaram.
Icimdeki efkarla sigaranin dumanini yer degistiyorum. Kederim, rakidaki buzun icinde. O eridikce kederim de eriyip yok olur diye dusunuyorum.
Bir yudum raki, bir firt sigara. Bir damla keder, bir nefes efkar.
Rakiyla sigara bitiyor, yeniden dolduruyorum kadehimi, yakiyorum sigarami. Ama ne kadar icersem iceyim, seni geri getiremiyorum…