anneler yalniz kalinca nereye gider?

 

bir gun uyaniyorsun ve sol yanin artik yok. bir daha da geri gelmeyecek.

 

annemle babam 37 yillik evlilerdi babami kaybettigimizde.

37 yil boyunca hic ayrilmadan ayni yatakta uyumuslardi. hatta babamin tedavi gordugu, mikrop kapmamasi gereken gunlerde annem grip oldugu icin benim odamda yatmak istedi de babam izin vermedi; yine yanyana uyudular.

iyi gunde, kotu gunde, hastalikta saglikta, kuslukte, barista her daim, her an yanyanaydilar sizin anlayacaginiz.

ustelik onlarin hikayesi eskisehir’in hamidiye koyunde, ilkokul 5’te baslayan bir hikaye; 37 yildan oncesi de var. cocukluklari beraber geciyor, beraber buyuyorlar. butun aile tanidik bildik. teyzemle halam, annemle babam sinif arkadasi ogretmen okulu’nda.

babam haylaz bir cocuk kucukken, tutana askolsun. annem sessiz sakin. lise yillari 70’ler; babam donemin modasini yakin takipte saclar&favoriler uzun, gomlegin ilk 3-4 dugmesi acik, haylazliktan delifiseklige terfi etmis. annemse, ipincecik, bebek yuzlu, yesil gozlu, her daim zarif bir genc kiz. birbirine zit iki kutuplar, ustune ustluk annemin en yakin arkadasi babamin sevgilisi o zamanlar.

ama babamin akli annemdeyse demek, anneme gorucu gelecegini duyunca bir gun onceden babaannemi annemlere yolluyor. annemin de kalbi babamdaymis ki anneanneme ‘necat’a varacagim’ diyor.

ve biri 19 digeri 20 yasindayken evleniyorlar. daha kendileri cocukken 1 yil sonra da ablam dunyaya geliyor (benim aileye katilmamsa ablamdan 7 yil sonra. ilkokula baslayan ablamin ‘butun arkadaslarimin kardesi var benim neden yok’ diye aglamalarina cok dayanamamis annemle babam. her ne kadar kendisi beni uzun yillar ‘seni cingenelerden aldik’ diye kandirsa da, hayatta ve bu ailede olmamin en buyuk sorumlusudur)

mezun olduklarinda babamin tayini erzincan’in bir koyune cikiyor ve 3 yil boyunca orada yasiyorlar. simdiki sartlarin bile ne kadar zor oldugunu dusunursek oralarda, 35 yil once yasadiklarini hayal etmek cok da zor degil.

sonra ver elini istanbul. ikisinin de tayini okmeydani’ndaki istiklal ilkokulu’na cikiyor (o okulda sadece ana sinifina gitmis ama okula dair guzel anilarimin cogu da oraya aittir).

o gun bugundur de istanbul’dayiz.

cocuklari buyut, okula gonder, onlara iyi yasam kosullari sagla diye diye yillarca calistilar. tabi tek cocuklari da biz degildik, 35 kusur yillik ogretmenlik hayatlarinda yuzlerce cocuk buyuttuler (babam hastalandiginda bile emekli olmadi, ‘iyilesir giderim’ dedi, her tedavisinden sonra da kostu cocuklarina ama bir yerden sonra gucu yetmedi).

 

kimsenin birbirinin yaninda 37 gun bile durmaya tahammul edemedigi gunumuzde, 37 yillik evlilikleriyle cok buyuk bir ornek annemle babam bana.

hic bir seye katlanamayan, hic bir olumsuzluga gelemeyen, en ufak sorunda karsi tarafi suclayan, arkasina bakmadan giden, anlamaya calismayan, sabretmeyi bilmeyen, sozde iliskilerin yasandigi bugunlerde, onlarin aski ‘tek’ bana.

fedakarligin, sevginin, emegin, her turlu kosulda yanyana durabilmenin, isteyince yapilabileceginin, kirsan da kirilsan da bir orta yol bulunabileceginin, sadece iyi gunlerinde degil, asil kotu gunlerinde yaninda olabilirsen o zaman ‘gercek’, o zaman ‘sahici’, o zaman ‘hayat arkadasi/yoldasi’ olundugunun en buyuk kaniti onlar benim icin.

o yuzdendir ki babam gittikten sonra en cok anneme ne olacagini dusundum. kendimden, ablamdan fazla ‘annem’ dustu aklima, icime.

bir gun uyaniyorsun ve 37 yildir her gun yanyana uyudugun adam yok; gogsunun sol yani dolu da yatagin sol yani bos.

nasil uyur, nasil uyanir insan ki?

babam gideli 15 ay oldu ve benim aklimda surekli bu soru…

 

not: annecim, hayatimda gordugum en guclu kadin; seni cok ama cok seviyorum!

Yorum bırakın