bir ayriligin anatomisi

bitti.

belki yuzyuze, belki kisacik bir mesajla, belki telefonda bagiris cagirisla, belki seve seve, belki istemeye istemeye, belki nedenli, belki nedensiz, belki hakli, belki haksiz.

bir iliskinin daha sonuna geldin, bir donem daha sona erdi.

 

ilk bir kac saat:

telefon rehberinde ‘askim, balim, bocegim’ diye kaydettigin ismini degistir (ya da ayrilmanin dozuna gore rehberden sil)

atilmis ne kadar mesaj, saklanmis ne kadar konusma, mail varsa sil!

sosyal medya hesaplarindan sil (yetmediyse engelle!)

yakin olan bir kac dosta haber sal, anlat, icini dok. onlar da iliskilerini kessinler derhal onunla.

telefondaki resimleri sil, sil, sil! (yok silme, buna hazir degilsin, onlar bir muddet daha kalsin).

 

ilk gece:

sabaha kadar agla (hatta az once silemedigin fotograflara bak bak agla).

 

ilk bir kac gun:

yemek yok, uyku yok, dalginlik ve halsizlik cok.

‘oyle olsaydi, boyle olurdu’, ‘soyle deseydim bitmezdi’, ‘ne dedim de gitti’, ‘ya ama simdi neden bitti’ diye diye kendini ye bitir.

iyi hatiralarinizi dusun agla; kotu anlariniz gelsin aklina kufurlerini art arda sirala.

alinan hediyeleri, gonderilmis cicekleri, ustunde yazan notlari gozunun gormeyecegi, elinin ulasamayacagi, kalbininse unutamayacagi bir yere kaldir (hic cicek gelmediyse, otur bir daha yan derdine!).

 

ilk haftasonu:

arkadaslarla kendini disari at.

ohhh be dunya varmis degil mi, ne kadar da ozlemissin dostlarla keyfi! iyi oldu iyi, yalnizlik en guzeli. (gecenin sonu: gecenin basinda hesapsizca yuvarladigin raki kadehinin icinde aglarken bulursun kendini)

 

 

aradan gunler haftalar gecmeye basladikca;

radyoda sizin sarkiniz caldiginda radyo kanalini degistir,

beraber gittiginiz yerlerden uzak dur; karsilasiriz belki deyip surekli oralarda dolanmayi kes,

ortak tanidiklarla konusma bir sure, haber alma, duyma, bilme…

 

ilk bir kac haftayi atlatinca tamamdir, bundan sonrasi daha kolay olacak.

zamanla azalacak, zamanla daha az acitacak ve biliyorsun ki yine her sey olacagina varacak.

ama icinde seni rahatsiz eden bir sey var; degil mi? hani nasil desem, ‘yarim kalmislik hissi?’

bazi insanlar vardir yarim biraktiklari her sey yuzunden eksiktir yasamlari; eger onlardansan sen de, ayrildiktan sonra en cok o kemirecek icini.

 

paylasilacak anlar, biriktirilecek anilar, atilacak kahkahalar, dokulecek gozyaslari, soylenecek sevgi sozleri, opulecek dudaklar, sarilacak kollar, icine cekecegin kokusu…

gidilecek yerler, izlenecek filmler, icilecek rakilar, saraplar…

edilecek danslar vardi sarmas dolas, yazin dugunlere katilacaktiniz beraber (hatta bazilarina usenip katilamayacaktiniz)…

puzzle almistiniz, ona baslamadiniz daha. bir de mutfagin lambasi degisecekti.

ya o ufacik kedi, ona kim bakacak simdi?

evde vereceginiz partilere ne demeli; arkadaslariniz gelecekti, onlari agirlayacaktiniz sabahlara kadar, kutlayacaktiniz her guzelligi.

bir suru tatil de planlamissinizdir; planlamadiysaniz bile beraber gitmek istediginiz bir suru yer vardir, illa konusulmustur. e kim kiminle gidecek simdi?

 

bu ve benzerleri; aklinda, kalbinde olup da yapamadigin her sey rahatsiz edecek seni.

ama belki; belki de iyidir bu yarim kalmislik hissi.

cunku bilirsin ki, gunu geldiginde bu melankoli halinden cikip ayaga kalkacak ve tamamlayacaksin hepsini. ne de olsa yarim birakmazsin sen hic bir seyi.

 

gec kalmis yeni yil yazisi

ne yilmissin be 2015, hic kimse mi sevmez seni. sagim solum onum arkam senden hazzetmeyenlerle dolu. ben de emin degilim sana karsi olan hislerimden. pek ciddi dusunmemistim gerci seninle ama bir sansi da esirgememistim yine de senden.

simdi donup gecen 12 aya baktigimda, son 1,5 ayini saymazsak, iyi misin kotu mu hala karar veremiyorum. bir yazayim artilarini eksilerini de oyle karar vereyim; hemen sonuca varip da yargisiz infaz yapmayayim…

tek bir kelimeyle anlat deseler seni, ‘babamsiz’di derim – babasiz degil yanlis anlasilmasin. aldigim her nefes, atan her kalp atisinda yanimdaydi ama adi ustunde, ilk yildi, bocaladim. alistim alisamadim. kah uzuldum kah sevindim.
yasamayi sevdim, yasamaktan nefret ettim. iki arada bir derede dolanirken daha once hic bilmedigim hisler kesfettim.
sapkami onume koydum kendime baktim. bakarken bazi hayallerimden vazgectim, yerine yenilerini hayal ettim.
kalbimi elime aldim, sesini dinledim.
mantigimla duygularimin yerini degistirdim, olmadi. aklimi kalbimin onune koydum, gitmedi. aklimi biraktim, kalbim kabul etmedi. en sonunda ikisini yanyana koydum, huzur buldum.
hic gormedigim ulkelere gittim sonra. yeni arkadaslar edindim, eskilerden bazilarini kendi icimde bitirdim.
dua ettim, her gece dua ettim. bazi geceler dua ettigim kadar isyan da ettim.
sorguladim, aklimdaki tum sorulardan vazgectim. anlayamadiklarim icin agladim; anladiklarimi kucakladim.
hak ettiklerim de oldu bu bir yilda, haksiz yere maruz kaldiklarim da; engelleyemedim. bazi seyleri engelleyemeyecegimi farkettim.
sevdim, sevildim. kirildim, arada istemeden de olsa kirdim.
yazdim.
icimden geldikce, canim sıkıldıkca, icim almadikca yazdim. bazilarini kendime sakladim, bazilarini sildim, bazilarini pismeleri icin bir kenara kaldirdim.
hata yaptim, bazi hatalarimdan ders aldim, sonra yine ayni derslerden sinifta kaldim.

 

en son asik oldum, cok cok asik oldum…

simdi boyle siralayinca alt alta, farkettim ki ‘iyi ki’lerim ‘keske’lerimden cok aslinda.
tekli yillarla aram pek olmasa da, yasadigim 30 yilda, guzel hatirlayacaklarimin arasindasin.

iyi ki vardin 2015, 2016 daha da iyi olsun, seni aratmasin…