ucleme…

#1

babisko1

butun her seyin baslamasinin uzerinden 2 yil, bu fotografin cekilmesinin uzerinden 2 ay, senin aramizdan ayrilmanin uzerindense sadece 2 hafta gecti. dusundugumde 2 sene cok kisa, 2 hafta cok ama cok uzun.. bir daha seni goremeyecegimi, bir daha sana sarilamayacagimi, bir daha bana ‘canim kizim’ diye seslenemeyecegini bilsem de her an kapidan girecekmissin gibi geliyor; bilmekle, idrak etmek arasindayim. bu hissin hic gecmeyecegini, bundan sonra her seyin cok zor olacagini biliyorum. ama ilk gunden beri bizim icin katlandigin tum zorluklari, cektigin tum acilari dusununce biraz daha kalmani istemek bencillik olurdu. sen artik rahat ve huzurlusun ya biz bununla avunup, sensizlige alismayi ogrenecegiz. inaniyorum ki sen hep beni izleyip, kollayip korumaya; bense seni her animda hissetmeye devam edecegim ve bir gun tekrar bulusacagiz. o zamana kadar benim icin kendine cok iyi bak babacigim; ben de en az senin bana bakacagin kadar iyi bakmaya calisacagim kendime. seni cok seviyorum herseyim, huzur icinde, nurlar icinde yat!

#2

babisko2

Herkes ‘nasilsin’ diye soruyor, ben ‘iyiyim’ diyorum. Soranlar sorunun, ben cevabin sacmaliginin farkindayim. Aslinda verecek cevabim yok, cunku nasil oldugumu bilmiyorum. Garibim; hissettiklerimin dogrulugundan emin degilim.
Uzaktan gorseniz beni, hic anlamazsiniz; yakindan baksaniz bana derdim yok sanirsiniz. Icime girseniz, ah icimden gecenleri bir bilseniz.. Geceleri yalniz uyuyamiyorum mesela, o gittiginden beri onun yataginda yatiyorum; fotograflarina bakamiyorum. Yillardir gece gunduz demeden dolastigim o yollarda, sokaklarda yuruyemiyorum, korkuyorum. Donup donup arkama bakiyorum, sanki artik herkes farkinda beni koruyup kollayacak kimsemin kalmadiginin. O kosulsuz guven yok artik, ne yaparsam yapayim beni sevecek, koruyacak adam yok; bunu biliyorum. Yaptigim her sey kulfet bana, hele guldugum anlar; gulmekten utaniyorum. O nefes almiyorken, benim nefes almam haksizlik gibi geliyor, utaniyorum. Bir daha ne zaman bir sey yaparken sucluluk hissetmeyecegimi dusunuyorum, bir yandan da onun hep istedigimi yapmami isteyecegini biliyorum. Ben hayatimdan, hayallerimden vazgecersem onun kizacagini, uzulecegini dusunuyorum. O yuzden biraz hayata tutunmaya, yanimda olmasa bile onu mutlu etmeye; cok ovundugum, cok gurur duydugum ‘babamin kizi’ olmaya devam etmeye calisiyorum; kendim icin degil, sadece onun icin. Bir de canim annemle ablam icin devam ediyorum. Bugun tam 1 ay oldu ve ben onu cok ama cok ozluyorum

#3

babisko3

Parca pincik kagitlari, notlari saklama huyum var, atamiyorum hic birini. Sonra bir gun hic hatirlamadigim bir yerden cikiyorlar, tipki bu not gibi. Biz birbirimize notlar yazip birakirdik sabah kalkan okusun diye, ama anlamli ama anlamsiz, iyi ki yazmisiz. Bu notunda yazdigin gibi, sen her yere erken giderdin, bu huyumu da senden almisim galiba. Sabah okuluna erken giderdin, arkadaslarinla bulusmaya erken giderdin, beni almaya erkenden gelirdin, butun hastaligin boyunca da tum o hastanelere erken gittin. ‘Baba sabahin korunde ne isimiz var, bosuna orada beklemeyelim’ derdim, ‘Olsun biz gidelim’ diye cikarirdin bizi evden. Sonra o soguk, sevimsiz koridorlarda beklerdik beraber… Ben sirf kafan dagilsin diye sacmalardim, sen her zamanki gibi susup otururdun…
Simdi her neredeysen oraya da erken gittin; cok hizli ve cok erken gittin. Ne oldugunu, nasil oldugunu hic anlamadik, bir anda oldu bitti her sey. Sensiz gececek ilk yila girdik dun, sen 2015’i de beklemedin… Bu yila beraber girebilseydik, duzelecekti sanki her sey, oyle bir his vardi icimde ama yapamadik. Girdigimiz bu yilin hic bir onemi yok artik.
Her seyin ustunden cok uzun zaman gecmis gibi geliyor ama hala cok yeni (zaman diye bir kavram kalmiyormus meger). Daha ne kadar zaman gecmesi gerekiyor bilmiyorum, herkes ‘bekle’ diyor; aylar gecti, yillar gecmeye basladi, ben sessizce bekliyorum. (Bir de ‘niye oyle seyler yaziyorsun’ diye soruyor herkes. Cunku ben derdimi baska turlu anlatamiyorum, kimseleri karsima alip da konusamiyorum. Bir sekilde devam etmem gerekiyor, bende yaziyorum…)

* Babam gittikten sonra instagram’a onunla ilgili koydugum ilk 3 fotograf ve yazi yukaridakiler; icimden bunlari buraya da koymak geldi.
Dun tam 10 ay bitti o gideli,bu sabah da ruyamda gordum kendisini, kimbilir kac aydir gelmiyordu ruyama. Tedavisini birakmisiz ama babam cok daha iyiymis, yogurt yiyordu bir istahla (ne kadar israr etsek yemezdi hastayken). Ruyamda dedim ki, ‘tedaviyi biraktik ama belki de bu yogurt ise yariyordur, baksana ne kadar iyi gozukuyor’. Sonra alarm caldi, uyandim. Farkettim ki hala ayni yerdeyim; bilincaltim hala anlatmaya calisiyor bana bazi seyleri. ‘Gizemcim’ diyor icten ice, ‘hic bir sey ise yaramadi malesef, baban gitti; bunu kabullen.’

Uzun zamandir haber izlemeyi, gazete okumayi biraktim; hem artik orada anlatilanlara inanmadigimdan, hem de her olumsuzlugu bunyeme almaktan yoruldugumdan. O kadar negatif ki bir cok sey, gormek / duymak istemiyorum. Bilmek de istemezdim ne yalan soyleyeyim ama o mumkun degil. Dunyadan bir haber olmamak adina, en azindan daha guvendigim bir yer olan sosyal medyadan takip ediyorum olanlari, etrafima soruyorum, bir sekilde bilgi topluyorum.

Dun de gordum herkesin konustugu o fotografi. Bir sayfada denk gelmesem diger sayfada onume dustu; bir arkadasim paylasmasa, bir baskasi paylasti. Hizli hizli gectim nerede gorsem.
Uzun sure bakmalik bir sey yok bence o fotografta, O’nu oyle hatirlamaya gerek yok. ‘3 yasindaki bir cocuk kiyiya vurdu’ cumlesi yetiyor zaten, sirf gozunde canlandirmaya calissan icin parcalaniyor. O yuzden ben, dondur dondur o fotografa bakamiyorum, gozumu kapatip geciyorum (hos gozumu kapatsam da orada, al iste yine kacamiyorum).

Aslinda gordugumden beri yazmayayim diyorum kendi kendime ama olmadi, son zamanlarda nasil yazarak atiyorsam icimdeki her seyi, bunu da oyle atmam gerek; baska turlu olmayacak.

Ben lanet etmiyorum, sucu kimsede aramiyorum, vicdan kalmamis, ‘ey insanlik uyan / utan!’ demiyorum; hem kendimi bunlari diyebilecek buyuklukte gormuyorum, hem de su anda saskinim, cok saskin. Lanet edelim tabi, sucu arayalim herkeste, uyanalin, utanalim ama ben henuz o seviyeye gelemiyorum.

Siz google’a ‘3 yasindaki cocuk’ diye baslayan bir cumle yazdiniz mi? Ben az once yazdim: 3 yasindaki cocugun beslenmesi diye, 3 yasindaki cocugun hastaligi, konusmasi diye tamamliyor cumleyi. Cunku olmasi gereken bu.

Degil 3 yasindaki bir bebek, 30-40-50 yasindaki bir insan da kiyiya vurmamali cunku.

Kiyiya deniz anasi vurur, midye kabugu vurur, dalga vurur, taslar gelir kiyida durur (Balinalar da vurmamali kiyiya mesela, yunuslar da uzak olmali oradan).

Cocuk dedigin kumdan kale yapar kiyida. Tirmigi, kuregi, kovasiyla butun gun gunesin altinda oynar. Yaptigi kaleleri denizden cikanlar ezer bazen, bazen de baska cocuklar, ama o sorun etmez; tekrar yapar.

Cukur kazar kiyiya cocuk, su tasir denizden kovasiyla, bir guzel doldurur cukuru, icine oturur.

Midye kabugu toplar sonra kiyidan evindeki akvaryuma goturmek icin, baligina arkadas olsun diye. Kac aile valizinde bir poset midye kabuguyla, kumla donmustur tatilden evine, sirf cocuklari uzulmesin diye. Minare denilenleri vardir onlarin bir de, daha az bulunurlar; onlardan bulmussa cocuk, ondan mutlusu yoktur; tatilin bittigini unutur (buyuyunce de ofisteki masasina koyar insan o midyeleri, minareleri, bunaldikca bakip bakip sicak yaz gunlerini hatirlasin diye).

Tas toplar sonra kiyidan, renkli renkli bir suru tas. Bazen yeni renkler ogrenir sayelerinde, bazen de camin tuzlu suda uzun sure kalinca yapi degistirip, tasla buzlu cam arasinda bir sey oldugunu. Duz taslar ayrica onemlidir, tas kaydirmaca oynanir hemen arkadaslarla. İddiaya girilir kolasina, dondurmasina, kim bilir belki de plastik topuna.

Deniz analari vurur kiyiya, sahildeki tum cocuklar ususur basina. Beyazlari zararsiz, en fazla biraz tenini yakar, bilirler ama kirmiziyla mavi zehirli; dokunmamak gerek. En yaramazlari (ya da belki de en cesurlari?) bir dal bulur, onunla alir deniz anasini yerden; kovalar digerlerini. Hem korkar, hem eglenir cocuklar.

Dalgalar vurur kiyiya, cocuklar onlarla oynar durur. Bir onlar dalgalari kovalar bir dalgalar onlari, cocuklarin kahkahalari kiyiya vurur.

Dun kiyiya vuran sey insanlik miydi, vicdanlar mi yok oldu, dunyanin sonu mu geldi, kotuler mi kazanacak, yoksa bir cikis yolu var midir, hic bir fikrim yok. O kiyidan bir daha denize girebilir mi insan; kumlarin ustune oturup huzur dolar mi hic bundan sonra, bilemiyorum.
Aklimda, yuregimde binbir dusunce, isin icinden cikamiyorum.

Tek bildigim; cocuk dedigin kiyiya vurmaz, cocuk dedigin kiyida oyle yatmaz!