acik mektup

ne zaman babam icin uzulsem sonunda sana kizarken buluyorum kendimi, sanki tum bu olanlarin suclusu senmissin gibi. herkesin bildigi gibi, babam dahil, kimsenin sucu yok bu hikayede. olmasi gereken oldu, zaman doldu ve gitti.
ben ne yaptiysam olacaklarin onune gecemedim, sen hic bir sey yapmadin.
bir kere ‘doktor lazimsa tanidik var’ dedin, arada ‘nasilsiniz, evde durumlar iyi mi’ diye sordun; muhtemelen cevabimi da pek dinlemedin; hepsi o.
belki bundan fazlasini yapamam sandin belki de baska bir sey yapmak istemedin; bilemedim.

isin asli, yapabilirdin.

sen, hic bir sey yapmadan sadece yanimda dursaydin, mumkun olan her seyden daha fazlasini yapmis olacaktin benim icin.
hayatimda kimseye muhtac olmadigim kadar sana muhtac oldum ben, sen anlamadin. ya da daha kotusu, anlamamazliga geldin. korkuttu belki seni bu durum, belki de bana soyledigin kadar deger vermedin.

evet sanirim olay bundan ibaret.

soyledigin kadar deger veriyor olsaydin bana, sadece basimi omzuna yaslamama izin verirdin. bundan baska hic bir beklentimin olmadigini bilirdin.
ben hic bir yerde huzur bulamazken o omuzda bulabilecegimi biliyordum; yaptigin / yapmadigin her seye ragmen de bunu sana soyledim. sen ‘hic tahmin edemedim ozur dilerim’ dedin ve sonra yine o omzu benden esirgedin.

halbuki gecici benim bu halim, gun gelecek toparlanacagim. yine bir huzur gelip oturacak icime, oyle veya boyle; daha fazla senin omzuna ihtiyacim kalmayacak.

hayir bu bencillik degil.
senin benden tek beklentin basina bela olmamam, benimse senden tek istedigim bir omuzdu. zamani gelince, sana bela olmadan, sessizce gidecegimi bilmen gerekirdi; tipki bugune kadar yaptigim gibi.

simdi geldigimiz noktada ben yine beklentiyi karsilayan tarafim; senden uzakta huzur bulmaya, seni hic rahatsiz etmeden hayatina devam etmeye calisanim.
sense bana artik ‘iyi misin, nasil oldun’ bile demeyen taraf.

iste ne zaman babam icin uzulmeye baslasam, bu yuzden donup dolasip sende buluyorum kendimi. kizmaya basliyorum sana, icimde tuttuklarimi anlatiyorum saatlerce; yine kendi kendime.

bu yaziyi okuyanlar senin kim olduguna dair bir takim tahminler yurutecekler, belki bir kac kisi ustune alinacak.
sadece sen, olur da okursan, sana yazdigimi anlayacaksin bu satirlari, aklinda hic soru isareti olmayacak ‘ben miyim’ diye.

cunku sen biliyorsun ki, babamdan sonraki en buyuk hayalkirikligimsin benim, ondan sonraki en buyuk travmam.
cunku ben, o hayalkirikligini sadece sana soyledim; sense arkani donup gittin…

Yorum bırakın