insani asil buyuten aldigi yaslar degil bana gore, yasadiklari. ne kadar cok sey yasarsan su hayatta, o kadar buyuyorsun aslinda.
cok degerli bir seyini kaybedince fark ediyorsun mesela kime ne kadar deger vermen ya da belki de hic deger vermemen gerektigini ve buyuyorsun bir anda.
baskalari yuzunden kendine kizmanin, kendini yipratmanin yanlis oldugunu anlayinca yeni bir yas aliyorsun.
eskisi gibi heyecanla beklemedigini farkettiginde bazilarini, asil o zaman yorulmaya basliyor kalbin.
tuttugun dallarin birer birer kirilmasi ellerini kiristiran.
o bakmaya doyamadigin, baskasina bakmaya basladiginda gidiyor gozlerindeki parilti.
yola beraber ciktiklarinin seni yari yolda biraktigini gordugunde tutmamaya basliyor bacaklarin.
kokusunu icine ceke ceke uyudugun yatmayinca bir gun yaninda, vazgeciyor burnun kokulara anlam yuklemekten.
o sarilmayinca sana, baska dokunuslari hissetmiyor tenin.
hayatindaki en onemli ses gun gelip de susunca, bir farki kalmiyor diger seslerin birbirinden kulaklarin icin.
her seyin nedeni sen degilsin, o yuzden sonucu da sen olamazsin; bunu gormek saclarina bir kac beyaz daha katan aslinda.
ve gercek yasin nasil hesaplanmasi gerektigini anliyorsun herkese guvenmemen gerektigini fark ettiginde.
buyumek acili, buyumek sancili.
akip giden yillar destekci sadece ve bundan aslinda her ayni yastaki insanin ayni buyuklukte olmamasi.