zorlama guzelim

evde yalnız geçen cumartesi gecelerinden biri daha… hiç şikayet yok bu durumdan, tam tersine çok iyi geliyor başbaşa kalmak kendimle.. okul, iş diye koşturup dururken kendimi unutuyorum aralarda… zaten bu soğukta dışarı çıkmamı sağlayabilecek motivasyonlar da çok kısıtlı =) şemsiyemi zaptedemediğim bu yağmurda sıcacık evimi bırakıp kendimi dışarı atmak hiç de akıl karı değil benim için. güneş enerijisiyle çalıştığımdan olsa gerek, kış gelince daha bir eve kapanıyorum zaten.. kapandıkça da düşünüyorum tabi ki…
 
söylediklerimin birer birer çıkması ne kadar garip (en azından bazıları çıkmasa da olurdu) ve bazı söylediklerimi kendim için uygulayamam da bir o kadar acı… doğrusunu bile bile yanlışı yapmak (ya da hiç birşey yapmamak belki de, stabil durmak).
 
hep derim ‘zorlamanın alemi yok herşey olucağına varır’ diye. biz ittirdiğimiz için dönmüyor ki dünya, öteki tarafa itince terse dönsün… sen didinip uğraşıyorsun o yine bildiğini okuyor; ne etrafına bakıyor ne de üstünde ayakta durmaya çalışanlara…
 
ben de zorluyorum bazen, tutamıyorum kendimi. ‘en azından denedim’ derim diyorum ama sonra dönüp bakıyorum ‘denemeye gerek var mıydı ki?’. bazen gerekliymiş, çoğunlukla gereksiz…
 
biliyorum hepimize dank ediyor bir gün zorlamanın yanlış olduğu. ama o kadar didinip uğraşırken oluşan yıpranmalar sonra geçiyor mu, telafi ediliyor mu onu bilmiyorum işte…
 
yine de ‘kader işte’ demeyi alıştırabildiğim çok kişi var hayatımda. zorlamıyorlar artık, kabulleniyorlar genelde.
benle kadere alışıpta artık hayatımda olmayan kişiler hala ‘kader’ diyorlar mı acaba? belki benimle beraber o kelime de çıkmışlardır hayatlarından. belki zorluyorlardır dünyayı tersine döndürcem diye yine…
 
öyle olmuşsa da yapacak birşey yok, kader işte =)
20/11/2011

Yorum bırakın