kayip edenler kulubu

kagan gibi adamlar ‘gitme’ demezler… kagan gibi adamlar gozlerinizin icine bakip anlamanizi isterler, gitmenizi istemediklerini. anlarsiniz aslinda ama bir kerecik olsun ondan duymak istersiniz; bundandir sormaniz da zaten. bundandir tum hayatinizi dudaklarindan cikacak 5 harfli, tek bir kelimeye baglamaniz. ama onlar susarlar; harflerce, kelimelerce susarlar. sizde o gurultulu sessizlige, o tepkisizlige dayanamayip, kalkip gidersiniz; arkaniza bile bakmadan.

kagan gibi adamlar, kendileri giderler cogu zaman; sizin gitmenize gerek kalmadan. olimpos’a gider gibi, bir anda kalkip giderler hayatinizdan… nasil ki geldiklerini anlamadiysaniz; gittiklerini de anlamazsiniz arkalarindan bakarken.

kagan gibi adamlara rahat batar, huzur batar, mutluluk batar. hep dertli olmak zorundadir onlar; hep bir melankoli hali iclerinde, hep bir yalnizlik turkusu dillerinde.

kagan gibi adamlar, kaybeden degil; kayip edenlerdir. kendilerini kayip ederler, sevdiklerini kayip ederler, tutkuyla bagli olduklari ne varsa hayatlarinda; hepsini birer birer, teker teker kayip ederler. onlar beceriksiz sihirbazlardir aslinda. kayip etmeyi ogrenmis ama geri getirmeyi bir turlu ogrenememislerdir.

hayir, malesef kagan gibi adamlar gittiklerinde geri gelmeyeceklerdir. yine, yeniden kayip etmislerdir kendilerini. aramak bosunadir. arayip bulsaniz bile, o sizi tanimayacaktir.

03/04/2011

Yorum bırakın